5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNUNUN 3/2. MADDESİNE İLİŞKİN BİR İNCELEME

Gümrük vergilerinin kısmen veya tamamen ödenmediği durumları, gümrük kabahati ile suç unsuru olmasına göre iki kısımda incelemek faydalı olacaktır.

Gümrük Kanununda kabahat teşkil eden bir eylemden kaynaklanması durumunda anılan Kanunun “Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” başlıklı ikinci bölümünde yer alan 234, 235, 236, 237 ve 238 inci madde hükümleri tatbiki gerekmesine karşın; aldatıcı işlem ve davranışlar sonucunda ya da başka bir ifadeyle kasıt taşıyarak Gümrük vergilerinin kısmen veya tamamen ödenmediği durumlar suç teşkil etmekte ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının konusunu oluşturmaktadır.

Bu makalede, konu, 5607 sayılı Kanun kapsamında tartışılacak olup kabahatler kısmının ayrı bir çalışma konusu olması gerektiği düşünülmektedir.

5607 sayılı Kanunun “Kaçakçılık Suçları” başlıklı 3 üncü maddesinde, 21 adet suç fiili tanımlanmaktadır. Söz konusu maddenin 19 uncu fıkrasında belirtilen suç ise, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında “Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu fıkra metni ile eşyayı gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye getirmek suç olarak tanımlanmış olmakla birlikte, suçun işlenmesine aldatıcı işlem ve davranış ön koşulu da getirilmiştir. Başka bir ifadeyle, tek başına eşyayı gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeden yurda sokmak kaçakçılık suçunu oluşturmamakta, bunun kasten yani aldatıcı işlem ve davranışlarla gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu noktada; kabahat olan işlemler için gümrük idaresince idari para cezası uygulandığı, buna karşın kaçakçılık suçlarının varlığının ve buna bağlı olarak cezasının tespitinin idarece değil mahkemece yapıldığının vurgulanması gerekmektedir.

Elbette, Anayasa’nın 125 inci maddesinin “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü gereği gümrük idaresince tebliğ edilen tahakkuk ve para cezaları kararları da yargı denetimine tabidir. Gümrük Kanunun 242 nci maddesinde yargı yoluna gitmeden önce izlenecek idari itiraz süreci açıklanmıştır. Buna göre Gümrük Müdürlüklerince tebliğ edilen gümrük vergileri ile para cezalarına karşı Bölge Müdürlüklerine, Bölge Müdürlüklerinin ret kararlarına karşı ise yargı yoluna başvurulabilmektedir. Sonuç itibarıyla; gümrük vergileri ve idari para cezaları kararları idari bir işlem konusu olsa da nihai olarak karara bağlanmaları da mahkemece sağlanmaktadır.

İlk bakışta, “aldatıcı işlem ve davranış” unsurunun varlığı halinde gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin eşyanın ülkeye sokulması suçunun gerçekleştiğinden yola çıkılarak, gümrük vergilerinin ödenmeme durumunun varlığının sorgulanmayacağı; diğer bir deyişle, idarece zaten tespiti yapılmış olan vergilerin ödenmemesi hususunun mahkemece bir veri olarak doğru kabul edileceği düşünülebilir. Aşağıda, farklı bir bakış açısıyla, bu varsayımın her zaman geçerli olmayabileceği tartışılacaktır.

Her ne kadar Gümrük ve Ticaret Müfettişlerince kaçakçılık suçlarına ilişkin Soruşturma Raporları düzenleniyor ve bu raporlar, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettiriliyor olsa da, kamu davası açılmadığı veya açılsa bile mahkemece suç unsuru bulunmadığının tespit edilmesi halinde, Müfettişlik tespitleri iddiadan öteye geçememekte ve hukuk önünde ispatlanmamaktadır.

Bu durumda, mahkemenin kaçakçılık suçunun oluşmadığına karar vermesinde tespitine memur olduğu “aldatıcı işlem ve davranış” yerine acaba “vergilerin ödenmemesi” hususu belirleyici olmakta mıdır sorusunu sormak doğru olacaktır.

Gümrük Kanununun 197 nci maddesinin 1 inci fıkrasında “Gümrük vergileri, tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edilir.” denilmekte ikinci fıkrada ise, “Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur.” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, Gümrük ve Ticaret Müfettişlerince kaçakçılık suçu iddiasıyla düzenlenen raporlar hakkında dava açılmasına kadar geçen sürede, gümrük vergilerinin zaman aşımına uğramasını önlemek amacıyla ayrıca Cevaplı Raporlar düzenlenmekte ve rapor değerlendirme komisyonunca incelenmesinin ardından Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca ilgili gümrük idaresine gönderilmektedir.

Gümrük Yönetmeliğinin “Ceza koyan çeşitli kanunlara göre takibat yapılması” başlıklı 579 uncu maddesinin ilk fıkrasında,  “Bir fiilin hem Kanunun hem de kaçakçılıkla mücadele veya diğer ceza koyan kanunların kapsamına girebilecek olması durumunda, idare amiri durumu inceleyerek olay dolayısıyla, aynı zamanda diğer kanunlara göre işlem yapılıp yapılmayacağını tespit eder.”; ikinci fıkrasında ise “Soruşturma veya kovuşturma sonucunda Kanunda tayin edilen cezalardan daha ağır bir para cezasına karar verildiği veya fiilin suç teşkil ettiğine ve suçtan dolayı yaptırım uygulanmasına karar verildiği takdirde, kararın kesinleşmesi ve hükmolunan paranın tahsili şartıyla Kanuna göre verilmiş olan ceza kaldırılır ve alınmış olan para geri verilir.” denilmektedir.

Bahsi geçen bu iki madde gereğince, gümrük müdürlüklerince yükümlülere ek tahakkuk ve ceza kararları tebliğ edilmektedir. Birer idari işlem olan bu kararlara karşı da yukarıda belirtildiği gibi anayasal bir hak olarak yargı yoluna gidilebilmekte, bunun için de öncelikle idari itiraz yolları tüketilmektedir.

İşte tam bu noktada, “aldatıcı işlem ve davranış” koşulunun varlığının tespiti meselesinden önce, yükümlülerce idari ve sonrası yargısal itiraz yoluna gidilen gümrük vergileri hakkında verilecek kararın beklenmesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre açılan davayı görmekte olan mahkeme için elzem olmaktadır. Zira idari ya da yargısal itiraz sonucunda yükümlünün itirazı haklı bulunursa, yani vergilerin tahakkuk etmemiş olması gerektiğine karar verilirse, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası gereğince suç oluşmayacaktır. Dolayısıyla; mevcut olamayan vergi için “aldatıcı işlem ve davranış” kastının mahkemece araştırılması da söz konusu olmayacaktır.

Söz konusu ikilemi hukuksal zeminde ortadan kaldıran hüküm, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 165 inci maddesi olmuştur. “Bekletici sorun” başlığı altında yer alan anılan maddede ilk fıkra olarak “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” hükmü yer almaktadır. Böylelikle ceza mahkemesi, gümrük idaresinin vereceği itiraza ilişkin kararı ve/veya vergi mahkemesini kararını bekleyebilecektir.

Burada dikkat çekmek istediğimiz bir husus da, ceza mahkemesi açısından yükümlülerce yapılan itirazın nihai olarak sonuçlanması gerektiğidir. Başka bir anlatımla; yükümlünün gümrük müdürlüğü kararına karşı ilgili bölge müdürlüğüne yaptığı itirazın reddedilmesi ile yargı yoluna gitme süresi başlayacak, süre sonuna kadar yargıya gitmemesi halinde bölge müdürlüğünün ret kararı kesinleşecek, yargıya gidilmesi durumunda vergi mahkemesi kararına karşı temyiz sürecinin -temyize idare de mükellef de gidebilecektir- sona erdiği veya temyize gidilme süresinin sona erdiği tarihte de yargı kararı kesinleşecektir.

Sonuç olarak; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası metninin okunmasında ön koşul olarak ortaya çıkan “aldatıcı işlem ve davranış” şartı için de ön koşul olarak – mükelleflerce itirazda bulunulmuş olması halinde- gümrük vergilerinin ve buna bağlı cezaların da doğduğunun kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır.


KAYNAKÇA

Anayasa

4458 sayılı Gümrük Kanunu

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Gümrük Yönetmeliği

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmeliği

 

YAZAR HAKKINDA

Hakan ÖZKAN

Gümrük ve Ticaret Uzmanı

Gümrükler Genel Müdürlüğü

e-posta: haozkan@gtb.gov.tr

Tel: 0312 449 31 46

1973 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. İlk ve lise öğrenimini Afyonkarahisar’da tamamladı. 1999 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Gümrük Müsteşarlığında Gümrük Uzman Yardımcısı olarak göreve başladı. Halen, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünde Gümrük ve Ticaret Uzmanı olarak görevine devam etmektedir.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *