TOPLUMA “GÜMRÜK OLMAZSA NE OLUR?” SORUSUNU SORDURTMAK

Bugün küreselleşen ve saydamlaşan dünya ticaretinin en önemli kriterlerini kalite ve hız unsurları oluşturmaktadır. Dünya ticareti içerisinde yer almak isteyen her ülke artık bu iki kriteri dikkate almak zorundadır. Bu nedenle eşyanın ithali, ihracı, transiti ile değerinin transferinde ticaret hızını olumsuz olarak etkileyecek her türlü formaliteden arınma çabaları ülkelerin öncelikli hedefi haline gelmiştir.

Günümüzde gümrüklerin; uluslararası arenada ticari hakların korunması, haksız rekabetin önlenmesi, gözetim ve koruma önlemleri, fikri ve sınai mülkiyet hakları, insan sağlığı, kültürel malların korunması, tıbbi amaçlı ürünlerin değişimi, zehirli atıklar ve nesli tehlikede olan bitki ve hayvan türlerinin korunması, uluslararası suç ve suçlularla mücadele, software ürünler ve ekonomik etkili iş ve işlemler gibi değişen alanlarda yapılanma içine girmeleri kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca uluslararası ticaret istatistiklerine en kısa sürede ulaşma isteği, gümrük idarelerini bilişim teknolojini kullanarak, daha yoğun bir veri işleme, depolama ve takip sürecine sokmuştur.

Özellikle iki veya çok taraflı ticari entegrasyonlar içerisinde yer alan ülkelerde, gümrük idarelerinin gelir toplayıcılık niteliği zayıflamakta, buna bağlı olarak da gümrük vergilerinin milli bütçe içindeki payı önemli ölçüde azalmaktadır. Bu gelişme gümrük idarelerinin önemini azaltmamış aksine bu tür ülkelerde gümrük idareleri artık klasik vergi tahsilatı yapan bir kurum hüviyetinden çıkarak dünya ticaret trafiğine ve dünya insanının beklentilerine uygun ve daha teknik bir yapıya bürünmüştür.

Ancak dış ticaretin daha etkin ve daha hızlı yapılabilmesi için formaliteleri ve denetimi olabildiğince azaltmak gayretinin tüm iyi sonuçlarının yanında, ne yazık ki yetki ve sorumluk kullanımında; kurumsal hafıza yerine kişisel yorumların, yasal düzenlemeler yerine teamüllerin ön plana çıkmasına neden olduğu da görülmüştür.

Bu olumsuz gelişmeler her ülkede ilk zamanlarda dış ticaretin kazandığı ivme karşısında göz ardı edilmiş olsa da bir süre sonra haksızlığın, keyfiliğin ve çifte standardın getirdiği kaosun, artık dürüst ve yasal işlem yapmayı tercih eden ticaret erbabını da rahatsız etmeye başlaması ile uygulanan politikaların disipline edilmesi gündeme gelmiştir.

ÜLKEMİZDE GÜMRÜKLER VE TOPLUMUN GÜMRÜKLERE BAKIŞI

Bu gelişmelere paralel olarak dünya ticaretinde yer alma çabası içinde olan ülkeler zorunlu olarak gümrük politikalarını yeniden belirlemek ihtiyacını duymaktadır. Bir asırlık dönemi çoktan geride bırakmış ve bu süre içinde değişik yapılanmalar içinde yer almış olan “Türk Gümrük Teşkilatı” da bu gelişmelere paralel bir yapılanma sürecine girmiş bulunmaktadır.

Bugün ülkemizde de dünya konjonktürüne uygun olarak gelişen ve adeta sınırları zorlayan dış ticaret trafiğinin mümkün olduğunca sorunsuz, hızlı ve etkin bir biçimde sürdürülebilmesi için yeniden yapılanma çabaları sürmekte ve gelecekte hayatın gerçeklerine uygun ve teknolojik olanaklardan en üst düzeyde yararlanabilen bir yapılanma hedeflenmektedir.

Esas itibariyle bir kamu kurumu olmasına karşın, dış ticaret trafiği üzerindeki etkin rolü nedeniyle gümrük idareleri, kamuoyun önemli bir bölümünün hafızasında “müdahaleci ve engelleyici” bir kurum olarak bilinir.

Bir kefesinde kamu güvenliği ve devlet gelirlerinin toplanması sorumluluğu, diğer kefesinde ekonominin canlanması, güçlenmesi ve ülke menfaatlerine uygun bir ivmeye kavuşturulması görevi olan gümrük idarelerinin, bu dengeyi bozmadan sürdürebilmesi beklenmektedir. Kefenin birine biraz daha fazla yanaşıldığında, kamu güvenliği ve gelirlerin korunması ön plana çıkarken, bu defa ihracatın engellenmesi, ithalat işlemlerinin formalitelere boğulması riski oluşmaktadır. Ters yöndeki bir tercihin ise milli ekonomiye zarar verecek, gelir kaybına yol açacak olumsuzluklara yol açması söz konusu olacaktır.

ÜLKEMİZ GÜMRÜK TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANMA İHTİYACI

Ülkemizde üzerinde en çok konuşulan, en çok yazılıp çizilen ama ne yazık ki doğru bilgiye en az sahip olunan konuların başında “gümrük” gelmektedir. Gümrükle ilgili her haber kamuoyunun hemen dikkatini çekeceğinden bu yöndeki bir haber yazılı ve görsel iletişim organlarının da her zaman ilgi alanında ilk sırayı almakta ve ne yazık ki bu konuda baş gösteren her türlü olumsuzluğun odağına “gümrük camiası” konulmaktadır. Yazıda “gümrük camiası” ifadesi; içinde gümrük idaresi ve gümrük müşavirliği müessesesinin yer aldığı daha geniş bir kombinasyonu tanımlamak için kullanmıştır. Çünkü günümüzde artık gümrük mevzuatı düzenleme ve uygulamalarından beklenen sonucun alınabilmesi için gümrük müşavirlerinin ve derneklerinin etkin katılımına ihtiyaç duyulduğu gerçeği kendisini tüm varlığı ile hissettirmektedir.

Bu nedenle yazımızda “gümrük camiası” ifadesini kullanırken gümrük idareleri ile gümrük müşavirlerinin altında toplandığı şemsiyeden bahsetmekteyiz. Bu şemsiye altında toplananların, bu alanda baş gösterecek olumlu her gelişmeye olduğu gibi olumsuz her gelişmeye de birlikte sahip çıkıp, çözümü birlikte üretmesi gerektiğine inanmaktayız. Bu şemsiye altında toplananların maruz kaldığı olumsuz ve genellikle haksız bakış açısını, ancak gerçek bilgiye dayalı ve ispatlanabilir yöntemler kullanarak aşmak mümkün olacaktır. Bu yoldaki ilk adım, kamu / özel sektör ayrımı yapmadan tüm paydaşların görüş ve öneri sunacağı, katkı sağlayacağı aktif platformların hayata geçirilmesi ile atılmış olacaktır.

GÜMRÜK CAMİASI İÇİN ATILACAK İLK ADIM

İki ayrı grup gibi görünen gümrük idareleri ile gümrük müşavirleri, aslında gümrük mesleğinin temel direkleridir. Bu nedenle, “gümrük camiası” şemsiyesi altında yer alan herkes, gümrük ve gümrüğün önemini tarafsız, eksiksiz ve doğru olarak kamuoyuna anlatmakla yükümlüdürler.

Bugün gelinen noktada kamuoyunda bilerek veya bilmeyerek oluşturulan bu önyargının kafalardan silinip atılması için bugüne kadar uygulanan yöntemler yerine gümrük camiasını hak etmediği bu olumsuz ön yargıdan arındırmak için hiç vakit kaybetmeden bir seferberlik başlatılmalı ve önümüzdeki yakın bir tarih “milat” ilan edilmelidir. Bu mücadelede, haksız ve usulsüz olduğu tespit edilen her türlü olumsuzluğun üzerine de aynı kararlılıkla ve tarafsız bir düşünceyle gidilmesi ayrıca önem arz etmektedir.

Bunun için gümrük idareleri ve gümrük müşavirlerinin “gümrük camiası” şemsiyesi altında toplanarak ortak bir misyon ve vizyon belirlemesi ve kamuoyuna duyurması gerekmektedir. Malum ithamlarından kurtulabilmek için gösterilen ferdi gayretleri, bir “takım çalışması” ile kurumsal potaya aktararak her türlü usulsüzlüğün ve yasa dışılığın üzerine gidilmede öncü güç oluşturulmalıdır.

Bunun için önce kamuoyuna “gümrük, gümrüğün yaşamdaki yeri ve işlevi” ile ilgili doğru, ciddi ve etkin bilgi aktarılmalı, kamuoyunun önemli bir bölümüne sivil toplum örgütleri kanalıyla ulaşılmanın yolları aranılmalıdır. Bu seferberlikte paydaşlar iyi belirlenmeli, özellikle “gümrük müşavirleri derneklerinin” de etkin katılımı sağlanmalıdır.

Eğitim çalışmaları, paneller, sempozyumlar, açık oturumlar düzenlenmeli ve bu çalışmalarda, bu güne kadar denen metotlardan farklı metotlar denenmelidir. Örneğin son on yılda kamuoyunda yer bulan gümrükle ilgili gerçek veya gerçek dışı tüm olaylar incelenerek neden ve sonuçları içerir bir rapor hazırlamalı, buradan alınacak sonuçlar çağdaş ülke deneyimleri ile karşılaştırılarak yeni bir yol haritası belirlenmelidir.

Gümrükleri ve gümrükçüyü anlatırken, bugüne kadar bu konuda konuşan ve yazanların dilini metodunu kullanmak yerine, bir ülke için gümrük müessesenin önemini ve gerekliliğini tartışmaya açarak işe başlamak daha yararlı olacaktır. Başlatılacak çalışmada;

  • Tükettiğimiz ithal gıda maddelerinin gerekli denetlemelerden geçirilmeden ithaline göz yumulursa ne olur?
  • Serumundan antibiyotiğine, vitamininden, aşısına kadar sağlıkla ilgili ürünler ithal edilirken gümrükçe gerekli inceleme ve araştırma yapılmazsa ne olur?
  • Çocuklarımızın bir çırpıda en az on tanesinin adını sayacağı ithal gıda ve oyuncaklar denetimsiz geçirildiğinde ne olur?
  • İthal tohumluklar, gübre ve besleyici yan ürünlerin evsafına uygunluğuna bakılmadan ithali yapılsa ne olur?
  • Kültür varlıklarının göçüne engel olunmazsa ne olur?
  • Turist giriş çıkışlarında en küçük bir olumsuzluk olursa ne olur?
  • Kullandığımız ithal otomobil için gümrükte “TSE”, “CE”. Servis garantisi gibi belgeler aranmadan ithalat yapılırsa ne olur?
  • Büroda kullandığımız, ithal bilgisayar, printer, fotokopi, faks cihazı, gerekli belge ve formaliteler tamamlanmadan ithal edilirse ne olur?
  • Hasılı bir otomobilin, denetimden geçmeden ithal edilen lastiği yolda parçalanırsa, hastanede ameliyat sırasında hastaya verilen serum uygunsuz çıkarsa, yediğimiz ithal peynir bizi zehirlerse, kaçak giren bir silah bir yakınımızın canını alırsa, uyuşturucu kurbanı bir yakınımız gözümüzün önünde heba olup giderse ne olur? 

gibi daha da çoğaltılabilecek ve çeşitlendirilebilecek örneklerle, GÜMRÜK OLMAZSA NE OLUR? GÜMRÜK İDARESİ VE GÜMRÜK MÜŞAVİRİ İYİ ÇALIŞMAZSA NE OLUR? Veya İYİ ÇALIŞIRSA NE OLUR? sorularını toplumun her kesiminin birbirine sorması sağlanırsa, bunun en iyi ve en gerçek cevabının da yine toplum tarafından verileceğini düşünmekteyiz.

Bir sonraki yazımızda, gümrük idaresi ve gümrük müşavirinin “gümrük şemsiyesi” altında birlikte başlatacağı seferberliğin temel taşlarını ve nereden başlatılması gerektiğine ilişkin düşüncelerimizi paylaşmak umuduyla esen kalın.

 

YAZAR HAKKINDA

Yusuf ÖLÇEN

Yönetim Kurulu Başkanı

Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

ACC Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği ve Danışmanlık A.Ş.

Tel: 0216 427 14 46

Email: yusuf.olcen@accygm.com.tr

Web: www.accygm.com.tr

 

Yusuf Ölçen, meslek hayatına 1976 yılında gümrük alanında memur olarak başladı. 2004 yılında Şube Müdürü olarak görev yaptığı esnada emekli oldu.

Ölçen, Bakanlık bünyesinde düzenlenen hizmet içi eğitim programlarında eğitmen olarak hizmet verdi. Yusuf Ölçen, 2004 yılından bu yana Gümrük Müşaviri ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri olarak çalışma hayatına devam ediyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *