4458 sayılı Gümrük Kanununun Post-Redaksiyonuna Dair Bir Değerlendirme

Özet

Bir metnin yazım kurallarına uygun yazılması, baskı öncesi metnin yayına hazırlanması redaksiyon, tashih veya düzelti olarak adlandırılır[1]. Baskı sonrası yapılan düzeltme işlemleri ise post-redaksiyon unsurlarını oluşturmaktadır.

Bu çalışmada, Gümrük Kanunu’nun post-redaksiyonunda ele alınabilecek maddeleri taranmış ve düzeltme önerilerine yer verilmiştir.

Çalışma, 9 Ekim 2013 tarihli “Birlik Gümrük Kodu” ertesinde mevcut 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun yerini alacak “Yeni Gümrük Kanunu” taslak hazırlık çalışmaları açısından da, farklı bir değerlendirme imkânı sunmaktadır.

Anahtar sözcükler: Post-redaksiyon, Gümrük Kanunu, Yeni Gümrük Kanunu.

[1] Doğuer, F.B.E., Açık, G.Ö., Yılmazkaya, E. (2015). Türk Standart Düzelti İşaretleri. Edebiyat Fakültesi Dergisi, 32 (2), 1.

Yazar: Emrah ASLAN

AB Uzmanı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

 

Giriş

Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu 4/11/1999 tarihli ve 23866 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanmış ve 5 Şubat 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Günümüzde ise, 10.10.2013 tarihli ve L 269/1 sayılı Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlanan 952/2013 sayılı ve 9 Ekim 2013 tarihli “Birlik Gümrük Kodu”, diğer bir deyişle “Avrupa Birliği’nin Yeni Gümrük Kanunu” ertesinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun da son dönemlerine girmiş bulunuyoruz.

Bu yazıda; son günlerini yaşamakta olan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun, “Yeni Gümrük Kanunu Taslağı” çalışmalarında farklı bir açıdan ele alınabilmesi için, post-redaksiyonu üzerinde durulmaya çalışılmaktadır.

A. Post-Redaksiyona Tabi Tutulabilecek Gümrük Kanunu Maddeleri

Öncelikle; 13 Kısım, 38 Bölüm ve rakamsal olarak 248 Maddeden oluşmakta olan mevcut 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun, uluslararası ticari ilişkiler ve eşya trafiğinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak bugüne kadar defaatle değişiklik yaşamış olduğu dikkate alındığında, aşağıda sıralanan önerilerin tabii bir durum olduğunun baştan altı çizilmelidir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu post-redaksiyon açısından incelendiğinde;

 

  • Özet Beyana dair 35/B Maddenin,
  • Gümrük Gözetimine dair 36 ncı Maddenin,
  • Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine Girmesi kapsamında 38 inci Maddenin,
  • Gümrükçe Onaylanmış İşlem veya Kullanım kapsamında 57 nci Maddenin,
  • Transit Rejimi kapsamında 84 üncü Maddenin,
  • Gümrük Antrepo Rejimi kapsamında 100 üncü Maddenin,
  • Hariçte İşleme Rejimi kapsamında 141 inci Maddenin,
  • Türkiye Gümrük Bölgesinden Çıkan Eşya kapsamında 165/B Maddesinin,
  • Türkiye Gümrük Bölgesinden Çıkan Eşya kapsamında 166 ncı Maddenin,
  • Tasfiye Edilecek Eşyaya İlişkin İşlemler kapsamında 177 nci Maddenin,
  • Gümrük Vergilerinin Tahakkuku, Tebliği ve Ödenmesi kapsamında 197 nci maddenin,
  • Vergilerin Geri Verilmesi veya Kaldırılması kapsamında 213 üncü Maddenin,
  • Usulsüzlüklere İlişkin Cezalar kapsamında 241 inci Maddenin,

ele alınabileceği değerlendirilmektedir.

B. Post-Redaksiyon Değerlendirmeleri

1-   35/B Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; özet beyanın eşyayı Türkiye Gümrük Bölgesine getiren veya eşyanın gümrük bölgesine taşıma sorumluluğunu üstlenen kişi tarafından verileceği belirtilmektedir.

Maddenin beşinci fıkrası uyarınca ise özet beyanın;

 

a) eşyayı Türkiye Gümrük Bölgesine getiren veya eşyanın gümrük bölgesine taşıma sorumluluğunu üstlenen kişi adına hareket eden kişi,

b) eşyayı yetkili gümrük idaresine sunabilen veya eşyanın sunulmasını sağlayan kişi,

c) eşyayı Türkiye Gümrük Bölgesine getiren veya eşyanın gümrük bölgesine taşıma sorumluluğunu üstlenen kişi adına hareket eden kişilerin temsilcisi ve eşyayı yetkili gümrük idaresine sunabilen veya eşyanın sunulmasını sağlayan kişilerin temsilcisi,

tarafından da verilebileceği düzenlenmiştir.

Söz konusu madde yorumlandığında, beşinci fıkranın “a” bendinde belirtilen “adına hareket eden kişi” zaten temsilci olmakta ve “c” bendinde ise kısaca “temsilcinin temsilcisi” tarafından da özet beyan verilebileceği öngörülüyor.

Oysa yine özet beyanı düzenleyen Kanunun 165/D maddesinde 35/B Maddesinin beşinci fıkrasının “a” bendine hiç yer verilmemiştir. Anılan yazımın 165/D örneğinde olduğu üzere çıkarılabileceği değerlendirilmektedir.

2- Gümrük Gözetimine dair 36 ncı Maddenin ikinci fıkrasında; eşyanın gümrük statüleri belirleninceye, serbest dolaşımda olmayan eşyanın ise 77 nci maddenin 1 inci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, gümrük statüleri değişinceye ya da serbest bölgeye girinceye yahut “163 ve 164 üncü maddeler” gereğince yeniden ihraç veya imha edilinceye kadar gümrüğün gözetimi altında kalacağı düzenlenmektedir.

Maddedeki yeniden ihracat ve imha atfına dair yazımın “163 ilâ 165 inci maddeler” olarak yazılması daha uygun olacaktır. Çünkü 165 inci Maddede; yeniden ihracatın yasaklanabileceği ve eşyanın yeniden ihraç edilmek istenmesi halinde izlenecek usule yer verilmiştir.

3- 38 inci Maddenin ikinci fıkrasında; Türkiye karasuları içinde taşınan eşyanın denize atılması, karaya çıkarılması, başka bir taşıta aktarılması veya bu eşyaların toplanması durumunda en yakın gümrük idaresinin haberdar edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Maddenin bu halinin, kabotaj eşyasını dışarda bırakacak şekilde tereddütlere yer vermemek üzere ele alınabileceği düşünülmektedir.

4- 57 nci Maddenin birinci fıkrasının “a” bendinde; fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre durdurma veya alıkoyma kararının hak sahibi veya temsilcisi ile beyan sahibi veya 37 nci maddede belirtilen kişilere bildirileceği düzenlenmektedir.

37 nci Madde atfı çerçevesinde konu incelendiğinde,

“MADDE 37- l. Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya, getiren kişi tarafından gecikmeksizin Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak;

  1. a) Belirlenen bir gümrük idaresine veya gümrükçe uygun görülen herhangi bir yere,
  2. b) Deniz veya havayoluyla ya da Türkiye Gümrük Bölgesinden geçmeksizin karayoluyla doğrudan bir serbest bölgeye,

Götürülür.

  1. Türkiye Gümrük Bölgesine getirildikten sonra eşyanın aktarılması sonucunda nakliyesinden sorumlu olanlar yukarıda belirtilen hükümlere uymak zorundadır.
  2. Gümrük idarelerinin gözetim ve kontrolüne ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, yolcu, sınır ahalisi ve posta eşyası ile ekonomik açıdan önem arz etmeyen eşya için özel hükümler getirmeye Müsteşarlık yetkilidir.
  3. Yukarıdaki fıkralar ile 35/A ila 35/C ve 38 ila 50 nci madde hükümleri, Türkiye Gümrük Bölgesinin dışında durmaksızın, Gümrük Bölgesinin iki noktası arasında düzenli bir hava veya deniz seferiyle doğrudan yapılan taşımacılık nedeniyle Türkiye Gümrük Bölgesini geçici olarak terk eden eşyaya uygulanmaz.
  4. Bu maddenin 1 inci fıkrası hükmü, varış yeri bir Türk limanı veya havalimanı olmaksızın, Türkiye karasularını ya da hava sahasını geçen gemilerde veya hava araçlarında yüklü eşyaya uygulanmaz.”

hükümlerine yer verildiği ve sadece birinci fıkra ve ikinci fıkrada “getiren kişi” ve “nakliyesini üstlenen kişi” referanslarına yer verildiği görülmektedir.

Kısacası 37 nci Maddede, özet beyanın verilmesinden sorumlu olan kişilere yönelik dolaylı hükümler olduğu ve 57 nci Maddenin birinci fıkrasının “a” bendinde yazıldığı üzere kişileri düzenlemediği öngörülmektedir.

Bu sebeple, 57 nci Maddenin birinci fıkrasının “a” bendinde kişilere yapılacak atıf açısından “35/B Maddesinde belirtilen kişilere” şeklinde bir yazımın uygun olacağı aşikârdır.

5- Transit Rejimine ilişkin 84 üncü maddenin ikinci fıkrasında:

“Gümrük idareleri, transit rejimine tabi tutulan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi içinde;

  1. a) Yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye,
  2. b) Yabancı bir ülkeden Türkiye’ye,
  3. c) Türkiye’den yabancı bir ülkeye,
  4. d) Bir iç gümrük idaresinden diğer bir iç gümrük idaresine,

taşınmasına izin verir.”

düzenlemesine yer verilmektedir.

Madde incelendiğinde; sadece Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde taşınmadığı belirgin olan “yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye”, “yabancı bir ülkeden Türkiye’ye” ve “Türkiye’den yabancı bir ülkeye” yönelik taşımalara atıf yapan “(a),(b),(c)” bentlerinin giriş cümlesiyle tam olarak uyuşmadığı değerlendirilmektedir.

Bu sebeple, 84 üncü maddenin ikinci fıkrasında yer verilen “Türkiye Gümrük Bölgesi içinde” ibaresinin çıkarılabileceği veya maddenin anlam karmaşasına yer vermeyecek şekilde yeniden kaleme alınabileceği düşünülmektedir.

6- Gümrük Antrepo Rejimi kapsamında 100 üncü Maddede;“ Gümrük idareleri, birinci fıkrada belirtilen eşyanın 99 uncu maddede belirtilen şekilde antrepo kayıtlarına geçirilmesini zorunlu tutabilir.” hükmü öngörülmektedir.

99 uncu Maddeye bakıldığında ise: “Söz konusu antrepo kayıtları ile 100 üncü maddede belirtilen antrepo kayıtlarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” atfını içerdiği öngörülmektedir.

Her iki maddede de birbirlerine atıf yapılmakta ve ayrıca 99 uncu Maddede antrepo kayıtlarına ilişkin usul ve esaslar konusunda yönetmeliğe atıf yapılmakta, yani maddenin kendisinde belirtilmemektedir.

7- 141 inci Maddenin ikinci fıkrasında; işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymetinin belirlenmesinde 27 nci maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (i) alt bendinin dikkate alınacağı, ancak kıymetin bu şekilde belirlenememesi durumunda, işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymeti ile makul bir yöntemle belirlenen işleme masrafları arasındaki farkın, geçici ihracat eşyasının kıymetini oluşturacağı belirtilmektedir.

Söz konusu hüküm incelendiğinde; ilk etapta, serbest dolaşımdaki eşyanın hariçte işleme faaliyetlerine tabi tutulmak üzere Türkiye Gümrük Bölgesinden geçici olarak ihracı ve bu faaliyetler sonucunda elde edilen ürünlerin ithal vergilerinden tam veya kısmi muafiyet suretiyle yeniden serbest dolaşıma girişine ilişkin hükümlerin uygulandığı rejim olan hariçte işleme rejimi kapsamında “işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymetinin belirlenmesi” işleminin nasıl yapılacağı düzenlenmektedir.

İkinci aşama olarak ise; “kıymetin bu şekilde belirlenememesi durumunda, işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymeti ile makul bir yöntemle belirlenen işleme masrafları arasındaki farkın, geçici ihracat eşyasının kıymetini oluşturacağı” belirtilmektedir.

Yani maddede; tam veya kısmi muafiyet sağlanacak oranın belirlenebilmesi için, işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymeti belirlenemiyorsa, işlem görmüş ürünlerin gümrük kıymetinden makul bir yöntemle belirlenen işleme masraflarının çıkarılması yolunun izlenmesi halinde geçici ihraç eşyasının kıymetine ulaşılacağı belirtilmektedir.

Belirlenemeyen bir değerden çıkarım yapılması mümkün olmadığından maddenin bu kısmının yeniden kaleme alınması yararlı olacaktır.

141 inci Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında ayrıca;

“b) Hariçte işleme rejimine tabi tutulmadan önce geçici ihracat eşyasının nihai kullanımı nedeniyle indirimli bir orandan serbest dolaşıma girdiği ve bu indirimli oranın tanınması için gerekli koşulların yürürlükte kalmaya devam ettiği hallerde indirilecek tutar, eşyanın serbest dolaşıma ilk girişi sırasında hesaplanan gerçek ithalat vergileri tutarıdır.

  1. Geçici ihracat eşyasının, nihai kullanım amacıyla serbest dolaşıma girişi sırasında indirimli veya sıfır vergi oranından yararlanabildiği hallerde, bu eşyaya en son işleme faaliyetinin gerçekleştiği ülkede de nihai kullanıma uygun işçilik görmesi koşuluyla, söz konusu indirimli veya sıfır vergi oranı uygulanır.”

hükümlerine yer verilmektedir.

Diğer taraftan hariçte işleme rejimini genel olarak ele aldığımızda; rejimin uygulanmasının söz konusu olmadığı durumlar 136 ncı Maddede düzenlenmektedir.

Bahse konu Maddede; ihracından önce, nihai kullanımları nedeniyle tam muafiyet suretiyle serbest dolaşıma giren ve bu muafiyetin tanınması için gerekli koşulları taşımaya devam eden serbest dolaşımdaki eşyaya hariçte işleme rejiminin uygulanmayacağının altı çizilmekte ve istisnaların yönetmelikle belirleneceği belirtilmektedir.

Bu sebeple, 141 inci Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının; “136 ncı Madde uyarınca istisnaları yönetmelikle belirlenen” ibarelerini içerecek şekilde revize edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

8- Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkacak eşyaya dair işleyişi düzenleyen 166 ncı Maddede; “çıkan eşya”nın gümrük idarelerinin kontrollerine tabi olup, önceden belirlenen yollardan ve gümrüğün gözetimi altında yurtdışı edileceği kayıt altına alınmıştır.

Bu haliyle maddede anlamsal bir karmaşa bulunmaktadır. Maddenin “çıkan eşya” olarak yazımı, ihracat eşyasının üçüncü ülkelerde dahi Türkiye Gümrüğünün kontrollerine tabi olabileceği anlam genişliğine el vermektedir.

Bu sebeple, 165/A Maddesine uygun olarak “çıkan” ibaresinin “çıkacak” olarak değiştirilmesi uygun olacaktır.

Benzer şekilde bir düzeltmenin Madde 165/B kapsamında da yapılması ve Maddedeki, “Türkiye Gümrük Bölgesini terk eden eşya…” ibaresinin, 165/A Maddesine uygun olarak “…terk edecek eşya…” olarak düzeltilmesi yerinde olacaktır.

9- “Tasfiye Edilecek Eşyaya İlişkin İşlemler” başlıklı 177 nci Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde; “50 nci Maddeye göre verilen süre içinde kendilerine gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya”nın tasfiye edileceği belirtilmektedir.

Maddede atıf yapılan 50 nci Maddeye bakıldığında;

“46 ncı maddeye göre belirlenmiş süreler ile 48 inci maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen süre içinde kendilerine gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya, herhangi bir adli veya idari takibata konu olmaması halinde, 177 ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiye edilir.”

hükmünün düzenlendiği görülmektedir.

Bu kapsamda, 177 nci Maddenin birinci fıkrasına geri döndüğümüzde (a) bendinde; “48 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yolcu eşyasına mahsus gümrük ambarlarına konulan ve buralarda bekleme süresi dolan yolculara ait eşya,” olarak, 50 nci Maddede atıfta bulunulan ikinci kısmın hali hazırda ayrıca yazıldığı görülmektedir.

Bu sebeple, 177 nci Maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki “50 nci Maddeye göre” ibaresinin “46 ncı Maddeye göre” olarak değiştirilmesi ya da 177 inci Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin mükerrerliğe yer verilmemesi açısından çıkarılmasının daha doğru olacağı değerlendirilmektedir.

10- 197 nci Maddenin birinci fıkrasında, “Gümrük vergileri, tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edilir” hükmü düzenlenmektedir.

Ancak 4458 sayılı Gümrük Kanununda “tahakkuk” terminolojisine dair bir tanım bulunmamaktadır.

“Tahakkuk” esas olarak vergilerin ülkemizde tahsiline dair izlenecek yol haritası olan Vergi Usul Kanununun 22 nci Maddesinde düzenlenmektedir. Söz konusu maddede; “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” hükmüne yer verilmektedir.

Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 23 Ocak 2008 tarihli değişik 2 nci Maddesinde;

“Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu Kanuna tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 242 nci maddesi hükümleri uygulanır.”

hükmünün öngörüldüğü görülmektedir.

Gümrük vergileri açısından bu suretle, farklı bir yöntem izlenmesi mümkün olsa da; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 197 nci Maddesinin birinci fıkrasında öngörülen gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edileceği hükmü genel muhasebe standartlarına aykırılık teşkil etmektedir.

Bu açıdan bir örnek vermek gerekirse; 2009 tarihli Gümrük Yönetmeliğinin 38 inci Maddesinin ikinci fıkrasında;

“… yükümlülerin tahakkukun kesinleşmesinden önce yazılı olarak müracaat etmeleri şartıyla, ithalat vergilerine isabet eden tutar tahsil edilerek emanet hesabına alınmak veya teminata bağlanmak suretiyle usulüne uygun bir menşe şahadetnamesinin ibrazı için beyannamenin tescil tarihinden itibaren altı aylık süre verilir. Tahakkukun kesinleşmesinden sonra yapılan ek süre talepleri kabul edilmez.”

hükmü ele alındığında, mükelleflerin tahakkukun kesinleşmesinden sonraki talepleri dikkate alınmayacaktır.

Kanunun 197 nci Maddesinin birinci fıkrası uyarınca ise, gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edileceği belirtildiğinden, mükelleflerin kendilerine tebliğ edilmeden evvel zaten tahakkuk eden vergilere yönelik ek süre taleplerinin baştan kabul edilmeyeceği sonucu çıkmaktadır.

Dolayısıyla, 197 nci Maddenin birinci fıkrasındaki genel muhasebe standartlarına uygun olmayan yazımın Gümrük Yönetmeliğinde dahi kabul edilmediği söylenebilir. Bu sebeple, maddenin tekrar kaleme alınabileceği ya da ilave düzeltmeler ile konuya açıklık kazandırılabileceği değerlendirilmektedir.

11- “Vergilerin Geri Verilmesi veya Kaldırılması” kapsamında 213 üncü Maddenin üçüncü fıkrasında;

“Gümrük beyanından önce denenmek üzere geçici olarak teslim edilen eşyanın vergileri, eşyanın kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olduğu hususlarının deneme sırasında anlaşılamadığı kanıtlanmadıkça geri verilmez veya kaldırılmaz.”

hükmüne yer verilmektedir.

Ancak, Kanunun başka hiçbir yerinde “gümrük beyanından önce denenmek üzere geçici olarak teslim edilen eşya” açısından bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu açıdan, öncelikle Kanunun 3 üncü Maddesinde “denenmek üzere geçici olarak teslim edilen eşya” ibaresi ile bir tanımın getirilmesi, buna ek olarak da Kanunda bir eşyanın denenmek üzere gümrük beyanından önce (özet beyan üzerinden veya taşıma belgeleri üzerinden) geçici olarak nasıl teslim edileceğine dair ilave düzenlemelere yer verilmesi konuya açıklık kazandıracaktır.

12- 228 inci Maddenin birinci fıkrasında; 227 nci Maddenin 1 inci fıkrasının (f) bendinin (ii) alt bendi hariç olmak üzere, aynı fıkrada belirtilen koşulları taşıyan ve iki yıl süre ile gümrük müşavir yardımcılığı yaparak, gümrük mevzuatı ve gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olan kişilerin, gümrük müşavirliği yapmaya hak kazanacağı düzenlenmektedir.

Gümrük müşavir yardımcısı olabilecek kişilere dair 227 nci Maddenin hariç bırakılan 1 inci fıkrasının (f) bendinin (ii) alt bendine bakıldığında;

“Diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olduktan sonra (i) alt bendinde belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyede diploma almış olmak ya da ön lisans eğitimi veren gümrük, dış ticaret ve Avrupa Birliği konularında uzmanlık programı olan meslek yüksekokullarından mezun olmak”

hükmünün kayıt altına alındığı görülmektedir.

Bu kapsamda, gümrük müşavirliği hakkının elde edilmesi açısından 228 inci Maddenin birinci fıkrası uyarınca, farklı alanlarda lisans seviyesinde mezun olduktan sonra gerekli şartları yerine getirerek gümrük müşavir yardımcısı olanlara yönelik, uygulamada takibatının yapılmadığı değerlendirilen kısıtlama uyarınca; anılan gümrük müşavir yardımcılarının neden hariç tutuldukları ve durumlarının ne olacağı, daimi olarak yardımcı pozisyonunda mı kalacakları hususlarına açıklık getirmek üzere ek düzenleme yapılmasının faydalı olacağı söylenebilir.

13- “Usulsüzlüklere İlişkin Cezalar” kapsamında 241 inci Maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde 13 üncü Maddede belirtilen belgelerin beş yıl süreyle saklanmaması halinde usulsüzlük cezasının iki kat olarak uygulanacağı öngörülmektedir.

Maddede atıfta bulunulan 13 üncü Madde incelendiğinde, ilgili kişilerin 11 inci Maddede belirtilen belge ve bilgileri gümrük kontrolü amacıyla beş yıl süre ile saklamak zorunda olacakları öngörülmektedir.

Bu açıdan 241 inci Maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendi ele alındığında; 11 inci Maddeye yapılacak bir atfın daha uygun olacağı değerlendirilmektedir. Keza; 13 üncü Madde belgelerden ziyade, 11 inci Maddede belirtilen belgelerin saklama süresi ve sürenin başlama tarihi düzenlemesine ilişkindir.

Sonuç

Avrupa Birliği ile yaşanan çalkantılı politik ilişkilere bağlı olarak, son hali verilme çalışmaları devam eden ve esas olarak Birlik Gümrük Kodu’na uyum çerçevesinde hazırlanan, “Yeni Gümrük Kanunu Taslağı”nın yasalaşmasının biraz zaman alacağı tahmin edilmektedir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun yerini aldığı, mülga 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun yürürlükten kaldırılma sürecinin TBMM’ye ilk sevk edildiği tarihten yıllar sonra gerçekleşmiş olması ve Yeni Gümrük Kanunu Taslağının 4458 gibi Avrupa Birliğinin Gümrük Kodu kapsamında yazılması da, mevcut Gümrük Kanunu’nun kısa vadede yürürlükte kalmaya devam edeceği olasılığını güçlendirmektedir.

288 maddeden oluşan Birlik Gümrük Kodu’nun aşamalı bir yürürlüğe giriş öngörmesi ve uygulamaya ilişkin hükümleri açısından % 68’inin 30 Ekim 2013 tarihli genel yürürlük tarihinden ziyade 10 Haziran 2016 tarihinde yürürlüğe girmesi ve Kodun elektronik sistemleri de içerecek şekilde tamamen uygulanabilir olmasının ise 31 Aralık 2020 olarak belirlenmiş olmasının da, Türkiye açısından 4458 sayılı mevcut Gümrük Kanununun ömrünün uzatılmasında bir etken olacağı düşünülmektedir.

Bu kapsamda, yürürlük sürecinin kısa vadede devam etmesi beklenen 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun post-redaksiyonunun ele alındığı bu çalışmada Kanunun madde referansları ve yazımı açısından çeşitli düzeltme önerilerine yer verilmiştir.

 

Kaynakça

4458 sayılı Gümrük Kanunu

2009 tarihli Gümrük Yönetmeliği

952/2013 sayılı Birlik Gümrük Kodu

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *